Uzm. Psk.Birgül AYDIN

Klinik Psikolog, Psikoterapist

Bedensel Hastalığa Verilen Tepkiler

Hastalık tıbbi açıdan öncelikle fizyopatolojik-organik süreçleri içerir. Hasta içinse, bedensel, ruhsal, sosyal, çevresel, ailesel, cinsel çok boyutlu bir olgudur, bir yaşam, kimlik ve varoluş krizidir. Hastalık durumu bedensel ya da ruhsal yapıyı, işlevleri ve organizmanın süre giden yaşam dengesini değiştiren, engelleyen ve çeşitli belirtilerle kendini gösteren bir bozukluktur. Hastalık durumu iyi oluş halinin geçici olarak bozulmasından, yeti yitimine, beden bütünlüğünün ve işlevselliğinin bozulmasına neden olabilecek hatta bireyin yaşamını yitirmesi ile sonuçlanabilecek düzey ve derecelerde olabilir.

Bireyin bedensel, ruhsal ve sosyal profili ne olursa olsun hastalanmak zorlayıcı bir yaşam olayı, bireyin yaşam dengesi için tehdit, engellenme ve duygusal krize neden olabilecek bir deneyimdir. Sağlığın bozulması gibi zorlayıcı bir yaşam deneyimi ile başa çıkma sürecinde bir çok insan duygusal bir gerginlik yaşar. Ancak kişilik özelliklerine, geçmiş deneyimlerine ve çevreden alınan desteğe bağlı olarak duyarlı bireylerde kriz durumu gelişebilir.

İnsanoğlu geleceğe yönelik olumlu ve umut dolu bir eğilim gösterir. İnsanların yaşamlarının akışı içinde herşeyin yolunda gittiğini düşündüğü bir zamanda, kronik hastalığa yakalandığını öğrenmesi ve tedavi görmesi yeterince zorlayıcı bir olaydır. Ancak hastalık tanısı alma durumunun aktif kriz durumuna dönüşmesi kişilerin olayı nasıl değerlendirdiğine bağlıdır. Hastalıkla gerçekçi olmayan algılar, bilgi eksikliği duyarlı kişilerde kriz olasılığını arttırır.

Hastalık durumu ister geçici ve hafif, ister süregen ve ağır olsun, insanlar hastalığı genellikle bir “kayıp” olarak yaşar ve yas tepkileri ortaya çıkar. Bu kez kaybedilen sağlıktır.

Fiziksel hastalık kişi için ayrılık endişesi, gelecek endişesi, ölüm korkusu, vücut, organ ve bölümlerinin zedeleneceği kaygısı, pişmanlık-suçluluk duygusu gibi değişik tepkilere neden olur, hastanın uzun süreli ruhsal durumunu, zihinsel işlevlerini, dengesini, fiziksel-duygusal otonomisini, vücut imajını, sosyal alanını etkiler. Eski çatışma ve çözülmemiş odak noktaları harekete geçirir. Kişiye, topluma, yaşa, kültüre, hastalığın nasıl algılandığına, hastalığın ima ettiği güçlüklere bağlı olarak kişinin denge ve uyumunu bozar. Kişinin kendisini, dünyayı ve geleceğini olumsuz şekilde algılamasına ve değerlendirmesine uygun bir zemin hazırlar. Bu durum hastalarda kendine güven sorununa, suçluluk duygularına, çevrelerini olumsuz algılamalarına ve ümitsizlik duygularına yol açar. Hastanın hastalıkla ilgili bilgisinin yetersiz olması yada yanlış gerçekçi olmayan bilgilere sahip olması, hastalığa uyumu zorlaştırır. Ailesel ve sosyal desteğin olmayışı krizin ortaya çıkmasını kolaylaştıran faktörlerdir.

Hastalığa karşı gelişen en sık duygusal tepkiler şunlardır:

  • Yas tepkisi,
  • Depresyon,
  • Kaygı,
  • İnkar,
  • Kızgınlık ve öfke,
  • Yansıtma,
  • Patolojik bağımlılık,
  • Agresif direnç,
  • Regresyon (önceki yaş düzeylerine özgü davranışlar gösterme, gerileme),
  • Suçluluk duygusu.

Kronik(süreğen) hastalıklarda, hastalığa tepkiler aşağıdaki 3 alanla ilgili faktörlerin etkileşimine bağlı olarak oluşur:

Bu üç alanın kapsadığı faktörler şöyle sıralanabilir.

I.Fiziksel durumla ilgili faktörler:

  • Kalıtsal yapısal etkenler,
  • Temel fizyolojik süreçler,
  • Gerçek işlev kaybı (Görememe, yürüyememe, idrar yapamama…),
  • Etkilenen organ (el-ayak-parmak gibi uzuvların kesilmesi, memenin alınması, böbreğin çalışmaması….)
  • Hastalığın nitelik ve şiddeti,
  • Hastanın yaşı, cinsiyeti, yaşam evreleri.

II. Ruhsal durumla ilgili faktörler:

  • Hastalığı algılama şekli, kişilik yapısı,
  • Savunma düzenekleri,
  • Stresle başetme gücü ve biçimi,
  • Çevresindeki kişilerle ilişki kurma biçimi,
  • Yaşam dönemi,
  • Daha önceki psikiyatrik ve psikososyal uyum yeteneği ve öyküsü,
  • Daha önceki hastalık deneyimleri ve ilişkisi (deneyim ve tutumlar),
  • Yaşam idealleri.

III.Psikososyal çevre ile ilgili faktörler:

  • Medeni durumu,
  • Aile ilişkilerinin dinamiği,
  • Kişisel-kültürel tutumlar,
  • Değer yargıları,
  • Aile ve toplumdaki yeri ve statüsü,
  • Ailenin ve toplumun mevcut hastalığa ilişkin tutumları,
  • İnsanlar arası, profesyonel, mesleki uyum ve işlevler.

Yani fiziksel hastalıkta gelişen psikolojik tepkiler;

1. Fiziksel hastalığın özelliklerine,

2. Hastanın bir birey olarak özelliklerine,

3. Psikososyal çevreye

göre farklılıklar gösterir ve bu 3 alan arasındaki etkileşim hastalığa karşı oluşan duygusal tepkiyi belirler. Bu nedenle fiziksel hastalığa karşı geliştirilen davranışsal -duygusal tepkileri değerlendirirken, hastayı bir bütün olarak anlamak ve özellikle bu etkenleri dikkate almak gerekir.

KİŞİLİK YAPILARINA GÖRE HASTALIĞA VERİLEN TEPKİLER

Hastalığa verilen tepkide önemli etmenlerden biri de kişinin hastalık öncesi kişilik yapısıdır. Çünkü kişiler sahip oldukları kişilik yapılarına göre hastalığı farklı algılamakta, farklı tepkilerde bulunmaktadır. Buna bağlı olarak hastalığa uyum dönemi içerisinde ailesinden ve sağlık personelinden beklentisi de farklı olmaktadır. Hem hasta ailelerinin hem de sağlık personellerinin hastalık tanısı alan kişinin kişilik yapısının ne olduğuna dikkat etmeleri bu doğrultuda tavırlar sürdürmeleri hastalığa uyumda önemli bir etmendir.

Genel hastane ortamında kişilik tiplerine bağlı olarak, hastalığa tepki ve uyum yöntemlerine ilişkin şöyle bir tanımlama ve sınıflandırma yapılmıştır:

1. Bir grup kişi hastalığı ceza olarak, kadınlık ve erkekliklerine saldırı gibi algılarlar. Bu kişilerde ilişkide destek, takdir, güven ve telkin etkilidir. Ancak aşırı bağımlı, yapışık ilişki değil duygular üzerinde denetimin geliştirilmesi esastır.

2. Bir grup kişi hastalığı ceza, işlerini denetleme eksikliği sonucu gelişen bir durum olarak algılarlar. Bu kişiler ayrıntılı bilimsel açıklamalar talep ederler ve var olan durumla başa çıkmada mantıklı açıklamalar yapma, gerçek nedenler üretmeye çalışma sık kullandıkları bir yöntemdir. Bu tarz kişilere açıklama yapılmalı ve tedavi kararlarına katılması ve tedavisiyle ilgili sorumluluk alması desteklenmelidir.

3. Bir grup kişi hastalığı özerklik, otonomi, yeterlilik ve mükemmelliklerinin tehdit edilmesi olarak algılar. Başkalarına muhtaç olmaktan korkarlar. İlişkide benlik bütünlüğü, eşit-bağımsız katılımcı tutum desteklenir.

4. Bir grup kişi içinse hastalık, terk edilme ve gereksinimlerinin karşılanmamasıdır. Bu kişilerde destek ve güvence gerekir, ancak ölçülü olunmalı, bağımlılık gereksinimleri ve daha önceki yaş dönemlerine gerileme(regresyon) arttırılmamalıdır.

5. Bir grup kişi için hastalık hak edilmiş bir durumdur. Geçmişte yaptıkları ya da yapmadıkları için bir cezadır ve değersizlik duygularını pekiştirici bir durumdur. Kendilerini zaten değersiz gördükleri, için tedaviyi gereksiz görürler. Bu kişilerle ilişkide cesaretlendirici, güvenliğini arttıran tutumlar yararlıdır.

6. Bir grup kişide hastalık mahremiyet, kendilik ve özgünlüklerinin tehdit edilmesidir. Bu kişilere dengeli ilgi gösterilmeli, özgünlük, gizlilik ve mahremiyet gereksinimlerine saygı gösterilmelidir.

7. Bir grup kişi için hastalık bir dış tehdittir. Şüpheci ve sorgulayıcı tutumdadırlar. Bu kişilerle ilişkide dürüst ve açık olunmalıdır. Basit temel ve objektif açıklamalar sunulmalı, ayrıntılı tartışmalara girilmemelidir. Yakınmalarının kaynağının hastalık olduğu açıklanmalıdır.

 

 

Ziyaretçi Sayısı

421662
BugünBugün93
DünDün251
Bu HaftaBu Hafta1315
Bu AyBu Ay4803
ToplamToplam421662
Site içi ziyaretçi: 26

Bursa'da Hava Durumu

BURSA