Uzm. Psk.Birgül AYDIN

Klinik Psikolog, Psikoterapist

Sigara Bağımlılığı Psikososyal Müdahale Programı

Hala çalıştığım Uludağ Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Sigara bırakma polikliniğindeki deneyimlerim bana sigara bırakmak isteyen kişilerin 3 grup olduğunu öğretti.

1. gruptakiler; sigarayı bırakmak istiyormuş gibi yapanlar,

2. gruptakiler; sigara bırakmayı isteyenler ve buna çok istekli, hazır olanlar.

3. gruptakiler; sigara bırakmayı isteyenler, fakat bunu yapmakta güçlük yaşayanlar.

            1. gruptaki sigara bırakmak istiyormuş gibi yapanlar içten içe istemeyen fakat ailesi, iş yeri patronları ya da hastalığı nedeniyle doktoru tarafından baskı altında olan ve zorlanan kişilerdir. Hem bu baskı ve zorlanmalar altında, hem de gerek hastalık nedeniyle sağlığının kötüleşeceği ya da işten ve evden dışlanma korkularıyla istiyormuş haline gelirler. Bu kişiler bana geldiklerinde beklentileri “sihirli bir şeyin” onlara sigarayı kendiliğinden bırakmasını sağlamasıdır. Böylelikle çevresindeki baskılardan ve korkularından da kurtulmuş olacaktır. Fakat bu kişiler hiçbir şekilde kendileri çaba harcamayacak, zorlanmayacaklar fakat öyle bir şey olacak ki sigarayı da bırakacaklar. Tabi ki hiçbir kişi bunu bana bu şekilde yani “ben sihirli bir şey istiyorum” şeklinde ifade etmiyor. Bu sihirli şey bir ilaç olabilir, çok etkili birkaç söz olabilir, birkaç seanslık çok güçlü bir yöntem olabilir, ya da çok doğa üstü güçlere sahip bir kişi olabilir. En çok talep edilen yöntem “beni hipnotize edip bilinç altıma girin ve sigarayı unutturtun” şeklinde olmaktadır. Doğa üstü güce sahip bir kişi beklentisini de “hadi size geldim, burada bu kadar çalışıyorsunuz, bana sigarayı bıraktırın” şeklindedir.

            Şunun bilinmesi gerekir; sigarayı bıraktıracak böyle sihirli bir ilaç, söz, yöntem ve doğaüstü güce sahip bir kişi yoktur. Piyasada bunu vadeden reklamları sık duyarız. “Gelin 3 seansta sigarayı bıraktırıyoruz” ya da “şu şu şu otu ya da hapı iç, sigarayı anında bırak” reklamlarını. Bunların hepsi son derece mesleki ahlak değerlerinden uzak vaatlerdir. Bu reklamların sigara bırakma niyetindeki kişilere bir yararı yoktur fakat vaat edenlerin cebine çok ama çok yararı vardır. Bu reklamlar neden bu kadar yaygın diye düşündüğümüzde; “bunun bir talep meselesi” olduğu gerçeğini akıldan çıkarmamak gerekiyor. Talep olmazsa arz da olmaz.

Şişmanlıkta da böyle bir şey yok mu? Reklamları duyuyorsunuz; Bir alet var ki oturduğunuz yerde 15 dakika kullanıyorsunuz kilo veriyorsunuz. Ya da bazı yiyecek ve içecekleri tüketiyorsunuz çaba harcamadan kendiliğinden zayıflıyorsunuz. Özellikle son yıllarda artan diyet tarifleri kirliliği aldı başını yürüdü. Herkes en kısa zamanda çok fazla yorulmadan nasıl kilo veririmin peşinde. Oysa kilo almak da vermek de bir kalori hesabıdır, düzenli beslenme, düzenli yaşam ve egzersiz ilkelerini gerektirir. Fakat insanların bu yolda ne kadar para harcadıkları net bir şekilde görülmektedir.

2. grupta sigara bırakmak isteyen kişiler ise bunu gerçekten istiyorlar ve hazır durumdalar. Bu kişilerle hem yaşam tarzı hem kişilik ve ruhsal yapısı hem de sigara ile ilgili öyküsüne dair bir görüşme yapılır. Sigara bıraktıktan sonra karşılaşabileceği kırılma anları saptanmaya çalışılır. Bilgilendirme yapılır ve sigara bırakma dönemi sonrasındaki 3 ay kişiye rehberlik edilir.

3. gruptaki kişiler ise bırakmada güçlük yaşayan kişilerdir. Daha önceleri bırakma girişimleri olmuş fakat tekrar başlamışlardır. Cesaretleri kırılmıştır. Bu kişilerle sigara bırakma dönemi öncesi ayrıntılı görüşmeler ve değerlendirmeler yapılır. Sigaraya geri dönüşlerin nedenleri saptanır. Bu konularda haftada bir gün 50 dakikalık psikoterapi görüşmeleri yapılır. Bu görüşmelerde temel amaç kişinin “sigara ile evlilik ilişkisinin” nasıl olduğunu anlamasıdır. Bu ilişkiyi anlayıp da kişi kendini hazır hissettiğinde sigara bırakma günü saptanır. Sigara bırakmanın ardından kişi 3 ay izlenir. Özellikle kırılma anları için rehberlik edilir.

Genel olarak sigara içenlerin % 70’i sigarayı bırakmak ister. % 35’i son yılda ciddi bırakma denemesi yapar. % 80’inde geçmişte bırakma denemesi bulunur, fakat kendiliğinden sigarayı bırakan kişi oranı % 3’tür.

Sigarayı bırakmak için bazı temel kurallar vardır. Bu kurallar:

1. Hazır olmak.

2. Destek almak.

3. Yeni beceriler ve davranışlar öğrenmek.

4. Zor şartlara ve tekrar başlamaya hazırlıklı olmak.

Eğer bu 4 kural gerçekleşirse kişi geri dönüşümsüz olarak sigarayı bırakabilir. Çünkü beden sigarayı daha doğrusu “nikotini” en fazla 3 hafta arar. 3 haftanın ardından beden nikotini aramaz. Sigarayı arayan kişinin kendisidir. Kişi iki nedenle sigarayı arar;

1. Alışkanlıklarına geri dönmek ister:

            “Hava da ne güzel, şu kahvenin yanında da sigara ne iyi giderdi” ya da” kahvede okey oynarken arkadaşlarımla sigara içmek, hep birlikte tüttürmek ne güzel olur, şimdi de bir tane arkadaşlarımla birlikte yaksam” şeklinde geçmişteki alışkanlıklarını kişi özler. Onları devam ettirmek ağır basar. Kişinin bu kırılma anları ile ilgili öğrendiği yeni becerileri de yoksa ve aklında değil kalbinde, inançlarında “olması gereken: sigarasız bir hayat” inancını geliştiremediyse, bu cümle sadece düşünce olarak aklında kaldıysa kişi sigaraya tekrar başlar.

2. Rahatlama duygusunu sağlamak ister.

            Sigaranın içildikten sonra rahatlama duygusunu sağladığı gerçeğini yok sayamayız. Bazı insanların sigarayla evlilik ilişkilerini incelediğimizde daha çok sıkıntı, üzüntü, hayal kırıklığı, öfke gibi olumsuz duygulardan sonra sigara içtiğini görmekteyiz. Bu durum ya kişinin problem çözme becerilerinin yetersiz olduğunu ya da ruhsal bir hastalığa sahip olduğunu göstermektedir. Bu nedenle sigara bırakmaya başvuran kişiler mutlaka ruhsal açıdan değerlendirilmeleri gerekmektedir. Eğer kişinin ruhsal bir hastalığı varsa sıkıntılı ya da üzüntülü duyguları yoğun yaşayacaktır. Böyle bir durumda sigara bıraktırmaya çalışmak kişinin omzuna bir ağır yük daha yüklemektir.

            Tüm bu bilgiler bize sigara bırakmada sihirli bir söz, değnek, yöntemin değil kapsamlı bir müdahale programının uygulanması gerektiğini göstermektedir. Sigara bırakma müdahale programı bağımlılığın hem bedensel boyutuna hem davranışsal boyutuna (alışkanlıklara) hem de ruhsal boyutuna yönelik olmalıdır. Bağımlılığın bir hastalık olduğu gerçeği kabul edilmelidir.

Ziyaretçi Sayısı

406403
BugünBugün163
DünDün250
Bu HaftaBu Hafta1071
Bu AyBu Ay5071
ToplamToplam406403
Site içi ziyaretçi: 16

Bursa'da Hava Durumu

BURSA